<$BlogIt
Bugün canım her zamankinden daha da sıkkın günlük... bol bol ölümü düşündüm. intihar etmek bile geçti aklımdan... Mantıksız biri değilim... kendi iç çatışmalarımın arasında kaybolmak üzereyim sadece...

Bugün'ün bu kadar kötü olmasını sağlayan diğer etken de dün gece gördüğüm rüya... Evet çok kötü bir rüya gördüm... Hastanedeydim, artık hiç yemek yiyemiyordum. yemek borumun iç kısmında bir kanser hücresi kanıyordu yapılan testlerde...

Beni ameliyata aldılar acilen.. yemek borumu da kesmek için! sonra yeniden kemoterapi ve radyoterapi öneriyordu doktorlar...

Hayat benim için yeniden durmak üzereydi...

ve rüya bitti....

Tüm gün bu rüyanın etkisindeydim. evet sadece basit bir rüya! beni böyle alt üst etti.. tüm gerçeklerimi yeniden gözlerimin önüne serdi.

Farkettim ki benim için artık bu hayatta yaşanacak pek birşey yok.. Hiç kendinize sordunuz mu ne için yaşıyorum diye..

Gün boyunca kendime bu soruyu defalarca sordum...

Ne için yaşıyorum ben?

cevap koca bir sessizlik... çünkü artık hayatın bana vereceklerinden çok benden aldıkları ve alacakları gerçeği var sadece ortada...

Evet ne için yaşıyorum?

hiç bir amaç bırakmadı bende bu hastalık... hiç birşey yiyip içemiyorum artık.. ve bu durum günden güne kötüleşiyor... her gün bir önce ki günden daha az yiyip daha fazla kusuyorum... serum ile beslenmenin eşiğindeyim..

Şimdi kendimize bir yalan söyleyelim hadi... bir insan serum ile beslenerek de devam ettirebilir hayatını! Ve şimdi bu yalana inanalım...

Kendimi inandıramadım günlük.. olmuyor.. Can denilen şeyin tatlı olduğunu biliyorum ama başkalarına muhtaç bir hayat yaşamak ise katlanılır birşey değil...

böyledir bu işler yağmur en serseri hali ile yağmaktadır.. yürümeye başlarsınız... ne yöne ve nereye gittiğinizi bilmezsiniz... öylece yürürsünüz sadece.. sırılsıklam olmuşsunuzdur ama burnunuzun üstünden damlayan bir damla haricinde hissetmezsiniz hiçbirşey...

düşüncelerinizin en temiz hali size birtek kurşun tanesi önermektedir, çok zor olmadığını söyler aklınız size, dini duygularınız o kadar da ön planda değildir artık...

işte tam da burada hayatın altın kuralı işlemeye başlayıverir,

"zayıf halka mutlaka elenir"

ve bu karmaşanın için de bir tane cevap inci gibi parlamaktadır.. tek bir hamlede bu işi bitirmek... acısız! sancısız....

Eğer bir Allah varsa beni affeder mi?.....
class="post-footer"> by <$BlogItDavut Topcanref="<$BlogIthttp://davuttopcan.blogspot.com/2008/12/isyan.html"permanent link"><$BlogIt22:34>

<$BlogIt0r!:

<$BlogItYorum Gönder

yazar hakkinda

Merhabalar, ben Davut Topcan

Buraya eminim ki bir sürü şey yazacağım ancak şimdi tasarımı tamamlamalıyım..!

eski yazılar